Yayınlarım

Türkiye’de iç göçün yoksulluk ve İstihdama etkisi

Abstract 

    Migration, which is persons movement to another location geographically, is usually predicated on  economic, social and political reasons. Based on economic reasons, because of differences of region or intercity’s  economic conditions. To put it another way, move from regions ,which have underdeveloped economy to developed regions of labor forces. Thus, developed regions about economic terms, are waited become a “center of attraction”. It is discussed after a particular rate immigrated to there  immigrants can’t  find the desired conditions employment .

In this study, the problems experienced in cities, which are sending immigrants, with internal migrations’ structures and ways of Turkey will be examined. For this purpose,  migration and its results’ social structure of the last 50 years in Turkey will be examined.

Keywords:  Migration, Internal Migration, Turkey, Poverty, Unemployment, Employment

 

 

ISTE-YALOVA-UNIVERSITESININ-YENI-LOGOSU_1370418628

Avrupa Birliği ve Türkiye’de Genç İşsizliği Sorunu ve Çözüm Önerileri

Yrd. Doç. Dr. H. Yunus TAŞ

ÖZET

Gönümüzde gençlerin birçok alanda sorunları mevcuttur. Bunlar psikolojik, fizyolojik, ideolojik, ekonomik ve kuşaklar arası anlaşmazlıklar gibi sıralanabilmektedir. Ancak bu makalede daha çok gençlerin ekonomik ve sosyal alanda öne çıkan, işsizlik sorunu ele alınacaktır. Genç işsizliği sorununun bir çok nedeni bulunmaktadır. Gelecekte bu konu ile ilgili mücadelede doğru politikaların oluşturulması ve uygulanabilmesi için genç işsizliğinin nedenlerinin iyi anlaşılması önem arz etmektedir. Bu nedenle de çalışmamız da öncelikle genç işsisizliğin nedenleri araştırılarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Konusu itibari ile ülkelerin önemli bir gündem maddesini oluşturabilen gençlerin işsizlik konusu sadece ülkelerin ekonomik olarak büyümesi  ile de doğrudan ilgili değildir. Bu konu yapısı itibari ile gelişen ve gelişmekte olan ülkelerin ortak bir sorunu haline gelmiştir.

Bu nedenle her ülkenin, genç işsizliği ile mücadelede kendi ulusal politikalarını oluşturması veya var olan milli politikalarını daha etkin bir şekilde uygulamaları kaçınılmaz olmaktadır. Bu anlamda dünyada genel olarak kabul görmüş ulusal politikaların başında, eğitim politikaları ve aktif işgücü piyasası politikaları gelmektedir. Bu nedenle çalışmamızda eğitim politikaları ile birlikte aktif istihdam politikalarının gençlere yönelik uygulamaları incelenecektir.

Anahtar Kelimeler: Gençlik, Genç İssizliği, Genç İşsizliğinin Nedenleri, Türkiye’de Gençliğin Problemler

ABSTRACT

Youth Unemployment İn  Europen Union And Turkey: Causes, Consequences and Solutions

It is important to understand the reasons of youth unemployment in producing suitable policies and programmes at combating youth unemployment in future. Therefore in this paper, some theoretical approaches explaining the reasons of youth unemployment have been examined. The researches about youth unemployment has displayed that there are two main categories on the reasons of youth unemployment. These main categories are cyclical and structural explanations. The other categories that affect youth unemployment are demographic factors. Although demographic factors are effective to explain youth unemployment, general opinion is that demographic factors are less effective than the others factors. The results of these explanations are important to lead advices of different youth employment policies.

Key Words: Youth Unemployment, The Reasons of Youth Unemployment, Youht Problem In Turkey

Giriş

Küresel bir sorun olarak görülen işsizliğin sonuçlarından en çok etkilenen kesim gençlerdir. Genç işsiz kalmalarında en önde gelen nedenler içerisinde, genç olarak kabul edilen 15–24 yaş grubu arasında eğitime katılma oranının artması, yeni işlerin oluşturulması, tecrübe eksikliği, gençlerin nitelik ve kabiliyetlerinin işgücü piyasasının ihtiyaçlarına cevap verememesi gibi durumları saymak mümkündür. Sayılan bu neden ve sebeplerden  gençlerin eğitime katılma oranının artması dışındakilerin, belli başlı bazı politikalarla çözülmesi mümkün olmasına rağmen çözülememiş olması, dünyadaki genel işsizlikten en çok  gençlerin etkilenmesine neden olmaktadır (Erdayı, 2009: 133) .

Genç işsizliği oranının, toplam işsizlik ve yetişkin işsizliği oranları ile karşılaştırıldığında, genç işsizliği sorununun ne denli ciddi boyutlarda oluğu konusu bizlere genel bir fikir vermektedir. Buna göre, 2007 yılı itibariyle dünyada ortalama toplam işsizlik oranı %6 iken, genç işsizliği oranı %11,9 ile toplam işsizlik oranının yaklaşık iki katıdır. Daha anlamlı bir gösterge olan genç işsizliğinin yetişkin işsizliğine oranı ise 2,8’ dir. Türkiye’deki genç işsizliğiyle ilgili temel göstergeler de dünyadakinden farklı değildir. Türkiye’de, 2009 yılı Ocak dönemi itibariyle toplam işsizlik oranı %15,5 iken, genç işsizliği oranı %27,9 ile toplam işsizlik oranının yaklaşık iki katıdır. Genç işsizliğinin yetişkin işsizliğine oranı ise yaklaşık olarak 3’tür. Bu veriler, dünyada geçerli olan işsizliğin büyük oranda gençleri etkilediğini ve söz konusu durumla Türkiye’nin de karşı karşıya olduğunu açıkça ortaya koymaktadır (Erdayı, 2009: 134) .

Dünyada gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin temel problemlerinden biri, gençlerin sizlerin işsizlik sorunudur. Nüfus artış oranıyla uyumlu bir gelişme oranı yakalayamayan veya yeni teknolojiler karşısında gerekli tedbirleri alamayan ülkeler istihdam sorununu genellikle yoğun bir şekilde yaşamak durumunda kalmaktadırlar. İstihdam edilen gruplar arasında özellikle  gençlerin istihdam sorunu, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de öncelikli  olarak kendini göstermektedir. Elbette,   bir ülkenin geleceği olarak görülen gençler o ülke için  sorun değil, değerlendirilmesi gereken çok ciddi ve önemli birer kaynaklarıdır.

Bu çalışma kapsamında, Türkiye’deki istihdam verileri ve gençlerin istihdamına yönelik 2009-2013 yılları arasındaki belirli dönemlerdeki veriler incelenmiştir. Gençlerin iş gücüne katılımına ilişkin olarak TÜİK’in 2009 yılında yapmış olduğu çalışmada, söz konusu dönemde Türkiye’nin 70 milyon 435 bin kişi olan nüfusunun % 33,5’ini (23 milyon 627 bin kişi) 15-34 yaş grubunun teşkil ettiği görülmektedir. Bu grupta yer alıp da en az ilkokul mezunu olan ve eğitimine devam etmeyen 15 milyon 943 bin kişinin  % 68,1’i eğitimini tamamladıktan sonra 3 aydan uzun süre bir işte çalışmıştır. Meslek lisesi veya yükseköğretim mezunu olan ve eğitimine devam etmeyen gençlerden ise, öğretmen eğitimi ve eğitim bilimleri mezunu olanların % 65,3’ü, iş ve yönetim bölümleri alanından mezun olanların % 63’ü, sağlık alanından mezun olanların % 87,9’u referans haftasında istihdam edilmiştir. İstihdam edilmeyen gençlerin önemli bir çoğunluğu ise iş gücü piyasasına çeşitli nedenlerle kendileri katılmamış veya katılamamışlardır. 15-24 yaş aralığındaki gençlerin işsizlik oranı ise istihdam alanlarına ve eğitimlerine göre farklılık göstermektedir.

2010 yılı istatistik verilerine göre bakıldığında, çalışma çağındaki 15-24 yaş aralığında bulunan genç nüfus, iş gücünün %17,3’ünü oluşturmaktadır. Türkiye, son yıllarda hızlı bir gelişme performansı yakalamasına rağmen, özellikle genç işsizliği engellemede istenilen seviyeye ulaşamamıştır. TÜİK 2010 yılı rakamlarına göre, Türkiye’de genç işsizlik oranı % 21,7 ile AB ortalaması olan % 20,9 oranının biraz üzerinde bulunmaktadır. 2012 yılı Ocak döneminde, Türkiye’de kurumsal olmayan nüfus bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 357 bin kişilik bir artış ile 73 milyon 174 bin kişiye, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus ise 1 milyon 232 bin kişi artarak 54 milyon 283 bin kişiye ulaşmıştır (TÜİK, 2010-2011: 1).

2012 yılı Ocak döneminde, TÜİK verilerine göre; Türkiye genelinde iş gücüne katılma oranı, % 48,2 olarak gerçekleşmiştir. İşgücünün eğitim ve yaş dağılımları açısından bakıldığında ise; toplam iş gücünün % 16’sını 15-24 yaş grubundaki gençlerin oluşturduğu anlaşılmaktadır. Lise altı eğitimlilerde iş gücüne katılma oranı; erkekler için % 67,4, kadınlar için % 22,8’dir. Yükseköğretim mezunu erkeklerde % 85,8 olan iş gücüne katılma oranı, kadınlarda % 70,3’tür. İşsizlik oranı % 10,2’dir. Genç nüfusta işsizlik oranı Ocak 2011 rakamlarına göre %22,0 iken, Ocak 2012 yılı rakamlarına göre %18,4 olarak gerçekleşmiştir. 12 aylık 2012 yılı toplamında ise genç işsizliği oranı % 17.5  olarak gerçekleşmiştir.  Yine 2012 yılı toplamında 711 bin kişi işe yeni başlamıştır.  2012 yılı sonu itibari ile istihdam edilenlerin %24.6’sı tarım, %19,1’i sanayi, %6,9’u inşaat, %49,4’ü ise hizmetler sektöründe yer aldı. Bir önceki yıl olan 2011 ile karşılaştırıldığında hizmet sektörünün istihdam edilenler içindeki payı 1,4 puan artarken, tarım sektörünün payı 0,9 puan, sanayi sektörünün payı 0,4 puan, inşaat sektörünün payı ise 0,1 puan azaldığı görülmektedir (TÜİK, 2011 – 2012: 1).

Bu verilerin de gösterdiği üzere, Türkiye’de gençlerin iş hayatında istihdam edilmeleri yüksek oranda gerçekleştirilmektedir. Genç işsizliğinde hedeflenen rakamlara ulaşabilmek için genç istihdamını artırıcı politikalar üretilmektedir. Bu politikalar kapsamında, genç issizliğinde son iki yıl temel alındığında önemli oranda azalma görülmektedir

Gençlerin istihdamı yönünde genç girişimcilerin desteklenmesi büyük bir önem taşımaktadır. Başarılı bir iş fikrinin oluşması ve bu iş fikrinin planlanarak hayata geçirilmesinde teşvik ve destekleme önemlidir. Türkiye’de son yıllarda KOSGEB ve İŞKUR kapsamında genç girişimcilerin eğitilmesi ve desteklenmesi yönünde projeler üretilmiş, bu projeler kapsamında girişimcilik eğitimleri ve girişimcilerin başarılı bulunan iş fikirleri ve planlamalarına destekler verilmiştir.

 

  1. 1.     DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE İŞSİZLİĞE GENEL BİR BAKIŞ

 

Günümüzde önemli bir sorun olan ve gerekli önlemler alınmadığı takdirde giderek artacağından hiç kuşku doyulmayan işsizlik sorununa çözümler oluşturmak için öncelikle dünyada, sonrasında Türkiye’deki işsizlik olgusunu ortaya koymak yararlı olacaktır. Global Employment Trends (2011)’e göre, 2010 yılında, global işsizlik rakamı %6,2 oranında artarak 205 milyon; küresel genç işsizliği rakamı da %12,6 oranında yükselerek 77,7 milyon olmuştur. Dünyada 2010 yılı itibariyle toplam ve genç işsizlik oranlarının gösterildiği Tablo 1, işsizliğin dünyada farklı bölgelerde de önemli olan bir sorun olduğunu bizlere açıkça ifade etmektedir.

Tablo. 1: Dünyadaki Coğrafi Bölgeler İtibariyle Toplam İşsizlik ve Genç İşsizlik Oranları (2010) (%)

Dünya’dan Çeşitli  Bölgeler

Toplam İşsizlik Oranları

Genç İşsizlik Oranları

Güneydoğu Asya ve Pasifik

5.1

14.2

Güney Asya    

4.3

9.5

Doğu Asya    

4.1

8.3

Orta Doğu

10.3

25.1

Latin Amerika ve Karayip Adaları

7.7

15.2

Kuzey Afrika

9.8

23.6

Sahra Altı Afrika

8.0

12.3

Gelişmiş Ekonomiler ve AB

8.8

18.2

Türkiye

11.9

21.7

     

Kaynak: ILO, 2011: 61-62; TÜİK, İşgücü İstatistikleri kullanılarak düzenlenmiştir.

 

Dünya geneline bakıldığında da 2010 yılı itibariyle genç işsizlik oranlarının, toplam işsizlik oranlarının yaklaşık iki katı olduğu görülmektedir. Türkiye’de 2010 yılında işsizlik oranı %12 seviyelerine yaklaşırken, genç işsizlik oranının yaklaşık %22 gibi önemli bir düzeyde olması, işgücü piyasasının yapısının incelenmesini gerektirmektedir. Ayrıca önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi Türkiye’de İşsizlik oranları 2011 ve 2012 yılları itibari ile hem genel düzeyde hem de genç işsizliği düzeyinde %2-3 oranında düşmüştür. 2012 sonu itibari ile Türkiye’de Genel işsizlik düzeyi % 9.4 ve genç işsizliği oranı ise 17.5 düzeyine kadar düşmüştür. Elbette işsizlik oranlarında düşmeler mevcut olmakla birlikte oranlar ve rakamların istenen düzeylerde olduğunu söylemek mümkün değildir.

Tablo.2’de ise Seçilmiş bazı OECD ülkelerindeki genel işsizlik ve genç işsizliği oranları verilmiştir. Bu oranlar 2005 ve  2009 yılları arasındaki dönemlere ait bilgi vermektedir. Burada hemen bütün ülkelerde genç işsizlik oranlarının genel işsizlik oranlarının yaklaşık iki katı düzeyinde olduğu görülmektedir. Burada Almanya ve İngiltere’de ise bu oranın daha düşük düzeylerde seyrettiğini söyleyebiliriz. Bu iki ülkenin de gerek oturmuş ekonomik ve sosyal sistemlerin den dolayı diğer ülkelere nazaran daha istikrarlı olduklarının söylemek mümkündür.

Tablo 2: OECD ülkelerinde 2005 – 2009 Yılları Arasında İşsizlik Oranları

Ülkeler

2005

Genel İşsizlik  Genç İşsizliği

2007

Genel İşsizlik    Genç İşsizliği

2008

Genel İşsizlik    Genç İşsizliği

2009

Genel İşsizlik    Genç İşsizliği

Türkiye

10.9                         19.9

10.5                     20.0

11.2                     20.5

14.3                       25.3

ABD

5.1                           11.3

  4.7                       10.5

5.8                      12.8

  9.4                        17.6

İngiltere

4.7                           12.2        

 5.3                       14.4

5.4                      14.1

 7.8                        18.9

Almanya

11.3                          15.2

 8.7                       11.7

7.6                      10.4

 7.8                        11.0

İspanya

9.2                            19.7

 8.3                       18.2

11.4                    24.6

 18.1                      37.9

İtalya

7.8                            24.0

 6.2                       20.3

6.8                      21.3

   7.9                      25.4

İrlanda

4.8                             9.7

 4.7                       10.0

5.8                     12.5

       12.2                         25.9
 

 

 

 

 

Kaynak: OECD Unemployment Rates

Yine burada dikkatimizi çeken başka bir konu ise özellikle 2009 yılı işsizlik oranlarıdır. Bu dönem bilindiği gibi dünya finansal krizinin yaşandığı ve etkisinin en çok hissedildiği dönemdir. Bu dönemde ise hem genel işsizlik oranlarında hem de genç işsizlik oranlarında olağanüstü bir artış olduğu görülmektedir. Bu durumda işsizlik ile ekonomik gelişme ve ekonomik hayatın düzenli bir şekilde yürümesi arasında doğru orantılı bir durumun olduğunu söylemek mümkün olmaktadır. Ancak genç işsizliğinin hemen her ülkede ve her dönemde normal işsizlik oranlarının iki katı olduğunu söylemek mümkündür.  Almanya da ise genç işsizliğinin genel işsizlik oranından çok farklı olmadığı görülmektedir. Aslında Almanya’nın bu başarısının sırrı ve yönteminin ayrıca detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiği kaçınılmaz bir gerçektir (Çetinkaya, 2010: 47).

Türkiye’de işsizlik oranı yaş gruplarına göre sıralandığında en yüksek işsizlik oranı 20-24 yaş grubunda görülmekte; bu oran 15-19 yaş gurubunda azalmakta, 25-29 yaş grubunda ise daha da düşmektedir. Yaş gruplarına göre işsizlik oranı, en tepede 20-24 yaş grubu bulunmak üzere ters U’yu andırıyor enilebilir. Genç işsizliğinin yetişkin işsizliğinden yüksek olması ve ters U şeklindeki işgücü piyasası başka ülkelerde de görülmektedir (O’Higgins, 1997;

O’Higgins, 2001; OECD, 2009; Perugini ve Signorelli, 2008). Genç işgücü içinde 20-24 yaş grubunun işsizlik oranının, 15-19 yaş grubuna göre yüksek çıkmasının çeşitleri nedenleri vardır. Bu sebepler, okuldan yeni mezun olup iş arayanların deneyimsizlikleri, lise mezunlarının mesleki eğitimlerinin eksik olması, uygun iş bulmalarının süre alması, üniversiteden yeni mezun olanların ücret beklentilerinin yüksek olması olarak belirtilebilir (Sayın, 1999: 39-40).

Eğitim düzeyi işsizliğin temel nedenleri arasında olduğundan, Türkiye’deki işsizlik olgusu incelenirken, eğitim düzeylerine göre işsizlik oranlarına da yer vermek gerekmektedir. Tablo 3, 1988-2010 yılları arasında Türkiye’de eğitim düzeylerine göre işsizlik oranlarını göstermektedir.

  1. Genç İşsizlik Sorunu İle Mücadele Politikaları

Küreselleşmeyle birlikte işsizlik ve özellikle genç işsizlik sorunu tüm dünyanın gündeminde yer almakta ve önemli bir yer işgal etmektedir. Bu sorunun çözümünde ise istihdam, eğitim ve istikrarlı büyüme gibi önemli üç enstrüman birlikte kullanılmalıdır (Çolak, 2007: 48). Gençlere yönelik istihdam politikalarının sayısı artırılmalı, işsizlik oranlarıyla uyumlu sürdürülebilir ve kalıcı büyüme sağlanmalı ve özellikle iş tabanlı eğitim sistemleri kurulmalıdır ki genç işsizlik sorunu ile mücadele etmek mümkün hale gelmelidir.

Genç işsizlerin iş sahalarına dahil olması sürecinde uygulanacak politikalar, ileriki dönemlerde ülkenin gelişmişlik ve kalkınma göstergelerini etkilemektedir (Aslantepe, 2007: 53). Türkiye‟nin sahip olduğu yoğun genç nüfus birçok Avrupa ülkesi karşısında önemli bir silahtır. Fakat Türkiye‟de işsizlik en çok gençleri etkilemektedir. Bu genç nüfus için oluşturulacak istihdam alanlarının arttırılması, ülke ekonomisinin gelişmesine katkıda bulunacağı gibi aynı zamanda da işsizliğin getirdiği sosyal ve psikolojik sorunların çözümüne de yardımcı olacaktır (Kaynak, 2007: 76).

Genç işsizlik sorunu ile mücadele politikalarında gerek işverenlere gerekse kamu otoritesine görevler düşmekteyken, genç nüfusun payına da bazı görevler düşmektedir. Emek kalitesi bakımından sadece eğitim düzeyinin yüksek olması değil, kişinin kendisini geliştirmiş, en az bir dil bilen, gazete ve dergi takip eden, dünyada olup bitenlerden haberdar olan, çağdaş teknolojilere ayak uydurabilen ve kendi alanında mesleki donanıma sahip olabilen birey konumunda olmalıdır.

Aşağıda Tablo-3‟de Türkiye‟de 15-24 yaş grubundaki nüfusun yıllara göre işgücü durumu gösterilmektedir. Verilen yıllar arasında 15-24 yaş arasındaki nüfusun 11 milyon 500 bin seviyelerinde seyrettiği gözlemlenmektedir. İşgücüne katılım oranında verilen yıllarda ilgili yaş grubunun katılımı %37-38 puan seviyesinde bir trend yakalamıştır.

3. GENÇ İŞSİZLİĞİ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK ULUSLARARASI ÖNCELİKLER

Genç işsizliğinin çözümüne yönelik ulusal politikalar konusunda belirli saptamalar yapmadan önce, genç işsizliğine ilişkin uluslararası düzeydeki girişimlerden bahsetmek gerekmektedir. Bu anlamda, uluslararası işbirliği hareketi doğrultusunda, 2001 yılında BM, ILO ve Dünya Bankası himayesinde uluslararası düzeyde kurulan Gençlik İstihdam Ağı (YEN) ve YEN çerçevesinde BM Genel Kurulu tarafından alınan tavsiye kararları, ülkeler açısından büyük önem taşımaktadır. Türkiye, 2001 yılında YEN’in dokuz öncü ülkesinden birisi olmayı gönüllü olarak kabul etmiştir. Bu doğrultuda 2006 yılında YEN’e dâhil olan Türkiye, genç istihdamı konusunda ulusal istihdam stratejisi oluşturma ve ulusal eylem planı hazırlama yükümlülüğü altına girmiştir20. Bununla birlikte henüz, gençlere yönelik istihdam stratejisi oluşturulmamış ve eylem planı hazırlanmamıştır.

Genç istihdamını sağlamak konusunda uluslararası alanda en fazla vurgu yapılan konu eğitim ve öğretimin önemidir. Gerçekten, YEN’e yönelik düzenlenen BM Genel Kurulu toplantılarında alınan tavsiye kararlarının odak noktasını oluşturan ve tüm dünyada genel kabul gören düşünce, gençlere daha iyi ve daha fazla iş sağlanmasında eğitim ve öğretimin anahtar rolü oynadığıdır. BM’nin genç istihdamına ilişkin 2001 yılındaki Genel Kurul toplantısı sonucunda, 2005 yılında da tekrarlanan, tüm ulusların genç istihdamına yönelik ulusal hareket planları oluştururken dikkat etmeleri gereken, eğitim ve öğretim programları ile iç içe geçmiş dört öncelikli tavsiye kararı kabul edilmiştir.

İstihdam edilebilirliğin amacı, gençlerin bilgi ve yeteneklerini geliştirerek istihdam şanslarını arttırmaktır. Bu nedenle devletlerin, genelde eğitime ve özelde mesleki eğitime yaptıkları yatırımların arttırılması gerektiği ifade edilmektedir. Ülkelerdeki eğitim sistemi, işgücü piyasasının gerekleri ile örtüşmemektedir. Özellikle gençler kazançlı, güvenli işlere ve işgücü piyasasına erişim olanaklarından yoksun olduklarından, bu konularda desteğe ihtiyaç duymaktadırlar. Söz konusu destek sağlanmadığı takdirde, gençler kötü bir eğitim, kazançsız işler ve yoksullukla çevrelenmiş bir kısır döngü içerisinde kalmaktadırlar. Sayılan nedenlerle ülkelerin eğitim, mesleki eğitim ve gençlerin okulu bitirdikten sonra çalışma hayatına geçişini sağlayacak olanaklar konularında, işgücü piyasası politikalarını yeniden gözden geçirmeleri gerektiği belirtilmektedir. Bu çerçevede oluşturulacak hareket planında ülkelerin, gençler arasında sosyal adaleti sağlamak, gençlerin istihdam edilebilirlik ve eğitim seviyelerini yükseltmek için yatırımlarını arttırmaları ve bu amaçlara dayalı hedeflerini belirlemeleri gerektiği özellikle vurgulanmıştır.

İkinci öncelik olan fırsat eşitliği ile genç kadın ve erkekler arasındaki farklılıkları gidermek amacıyla onlara eşit fırsatların verilmesi anlatılmaktadır. Çünkü birçok ülkede, özellikle eğitime erişim konusunda kadın ve erkekler arasında, kadınlar aleyhine önemli eşitsizlikler bulunmaktadır. Kadınlar, toplumsal cinsiyete dayalı iş bölümünün sonucu olarak, erkeklerin sahip olduğu eğitim olanaklarına sahip değillerdir. Aynı şekilde, eğitim hayatından sonra işe girmek konusunda siyasal, yapısal ve kültürel ayrımlar nedeniyle kadınlar, erkeklere oranla daha avantajsız bir konumdadır. Bu nedenlerle ülkelerin, toplumsal cinsiyetçi ayrımı ortadan kaldırmaya yönelik politikalar belirlemeleri, özellikle eğitim ve emek piyasalarına erişim konularında kadınlar ve erkekler arasında eşit fırsatları oluşturma temelinde hedefler saptamaları gerektiği ifade edilmiştir. Son olarak belirlenen öncelik istihdam oluşturmaktır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *